Silikon Vadisi İzlenimleri

Hakan Duran
22 Aralık 2015

Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı ikileminde Aydınlı Grup tercihini "çok gezeni destekleme" yönünde kullandı kullanalı çalışanları da yollara düştüler. Çalışanlarını sağladığı imkanlarla seyahate, dünyayı keşfe teşvik eden şirketimiz dünyanın bir ucundan öbür ucuna varan seyahat organizasyonları ile çalışanlarının farklı dünyaları, düşünceleri  ve kültürleri keşfetmesine vesile oldu. Sektöründe global baş rol oyuncularından biri olma stratejisiyle örtüşen bu uygulamadan bizler çalışanlar olarak ziyadesiyle memnunuz, müteşekkiriz.

Avustralya, Japonya gibi dünyanın bir diğer ucunda yer alan Amerika da bu seyahat organizasyonlarının uğrak noktalarından biri. Sizlerle yaklaşık 6 ay içerisinde gerçekleştirdiğimiz iki Silikon Vadisi seyahatiyle ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Bu sıra dışı "teknoloji vadisi" görülmeye değer hatta görülmesi elzem olan yerlerden biri olduğu için "yediğin içtiğin senin olsun gezip gördüğünü anlat" usulünün hakkını vermek adına izlenimlerimi paylaşacağım. Henüz gitme imkanı bulmadıysanız ve bu yazıyı okuyan teknoloji emekçilerinden biriyseniz sizi de yollara düşürebilirsem ne mutlu bana... Hatta "teknoloji emekçisi" ile hedef kitleyi daralttığımı düşünüyor ve düzeltiyorum; bugünden sonrası için Mevlana'nın "dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait şimdi yeni şeyler söylemek lazım" sözüne inanan herkesi bu hedef kitleye dahil ediyorum.

Silikon Vadisi'nde ziyaret ettiğimiz şirketlere dair izlenimlerimi anlatmadan evvel genel hatlarıyla orayı farklı kılan, hatta sıra dışı kılan nedir bu konudaki acizane değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Her ülkenin hayalidir teknolojinin merkez üssü bir şehir imar etmek, denenmemiş de değil ama buradaki ruhu henüz yakalayan ne yazık ki olamamış. Her ürünün pazarının döndüğü, trendlerinin belirlendiği öne çıkmış ülkeler vardır. Örneğin moda dendi mi akla uzun zamandır ilk akla gelen şehirlerden biri nasıl Paris olmuş ise malum teknoloji dendiğinde de bu vadi akla geliyor. Geleceğin teknoloji trendleri burada belirleniyor ve teknoloji pazarı buradaki şirketler ve üniversiteler tarafından şekillendiriliyor. Vadinin havasını soludukça insanlarla görüştükçe şu dört şeyin buradaki yenilikçi ilham ve enerjiyi açığa çıkardığını söyleyebilirim. Nitelikli insan, sermaye, kültürel ortam, alanında lider ilim merkezleri. 

Sıra dışı ve limitleri zorlayan nitelikleriyle öne çıkan insan kaynağı vadideki inovasyon kültürünün en önemli bileşenlerinden biri. Hayalleri zorlayan, ilk duyulduğunda ulaşılması güç gelen, kalıpları yerle bir eden herhangi bir fikre dudak bükmeyen, "sınırları zorlayan bir fikrin varsa değerlisin" ilkesini benimsemiş nitelikli insan kaynağı bence bu vadiyi çok ama çok değerli kılıyor. Dünyanın çeşit çeşit ülkelerinden fark oluşturma potansiyeli olan nitelikli insanlara ön yargısız şekilde kucak açan bu vadi onları cazibesiyle buraya davet ediyor. Geleceğe yön vermeye aday nitelikli insan gücü de son derece ikna edici ve cazip bu daveti asla geri çevirmiyor. Şirketlerdeki bu kültürel çeşitlilik kıyafetlerden, simalardan ilk bakışta rahatlıkla hissedilebiliyor.

Sıradan olanın değil sıra dışı olanın peşinden koşan bu insanları buraya çeken, onları bu havaya sokan ise vadinin asla taviz vermediği "inovasyonu teşvik eden kültürel ortamı" diyebiliriz. Düşünceye sınır koymayan, yeni bir fikri dalga geçilmeye değer değil dinlemeye değer bulan bu kültürel ortam; önüne kattığı herkesi yeni bir şeyler söylemek, kalıpları yerle bir eden yeni bir şeyler icat etmek üzere harekete geçiriyor. Başarılı olmanın yolunun dev şirketlere bile meydan okumaktan geçtiğine inandıran bu kültürel ortam zaten potansiyeli olan girişimcilere müthiş bir enerji yüklemesi yapıyor. Dinledikçe, gördükçe, hemen yanı başınızda başarıldığına şahit oldukça siz de kendinizi doğruluğuna ikna olduğunuz bu akıntının kollarına hızlıca bırakıveriyorsunuz. İnsanların sürekli yeni olanın, bilginin, deneyimin peşinde olduğu bu vadide insanlar birbirleriyle de inanılmaz bir iletişim içerisindeler. "Etrafımda yeni ne var, ne öğrenebilirim?" sorusuna yanıt veren öyle güzel uygulamalar var ki her türlü deneyimin, bilginin paylaşıldığı meet-up denilen bu toplantılarda hem yeni insanlarla tanışabiliyor, hem sorularınıza yanıt bulabiliyor, hem de iş ortaklığı yapabileceğiniz insanlarla güzel bir iletişim kurma imkanına kavuşuyorsunuz. Ülkemizde de son yıllarda bu tür etkinlikler organize edilmeye başlanması son derece güzel bir gelişme. Silikon Vadisi'ndeki meet-up toplantılarında fikri olan çalınma korkusu yaşamadan çekinmeden paylaşıyor, böylelikle fikri ne kadar kayda değer, insanların, yatırımcıların ne kadar ilgisini çekiyor bunu uzun uğraşlara, maddi külfetlere girmeden görebiliyor. Vadinin ruhuna kendini kaptırmış her girişimci Google, Facebook, Uber gibi bir başarı hikayesi yazabileceğine canı gönülden inanıyor, denedikçe, başarısız oldukça yılmadan yeniden başlama azmini de enerjisini de bu kültürel ortam ona fazlasıyla sağlıyor.

Başarısız olmaktan korkmaz mı insan oğlu? Evet başarısızlık bizim kültürümüzde çoğu zaman hoş karşılanmaz hatta ayıplanır da fakat burada başarısızlık bir sonraki için yeni bir başlangıç olarak görülüyor. Herkesin hayalini kurduğu şirkette herkesin hayalini kurduğu paralara çalıştığı halde bu maddi imkanları elinin tersiyle itip yepyeni bir fikirle girişimci olma hayaliyle dev şirketlere meydan okumak kolay iş değil. Pek çok ülkede insanların hayalperest olarak göreceği bu tür insanlarla Silikon Vadisi'nde nereye baksanız karşılaşıyorsunuz.  

 

Yalnız başına fikir de karın doyurmuyor elbette. İnsanlar da çeşitli sebeplerle hayata geçememiş fikirleri değil hayat bulmuş, müşterisiyle buluşmuş, ihtiyacı karşılamış, katma değer oluşturmuş, kalıpları-tabuları yıkan ürün ve hizmetlere kıymet veriyorlar. Alışılmış iş modellerini yıkan "disruptive technology" akımı buranın geçer akçelerinden! Fikre kıymet vermenin ölçütü de ona biçilen paha oluyor bu teknoloji vadisinde.Sistem öylesine güzel tasarlanmış ki fikir sahibi ile ona paha biçip para yatıracak yatırımcı birbirine kolaylıkla ulaşabiliyor. Yatırımcı güzel fikrin peşinden koşarken fikir sahibi de yatırımcının peşinden koşuyor. Bu ikilinin doğru birlikteliğinin sağlandığı her proje belki arzu edilen başarıyı elde edemiyor ama zaten kimsenin de yüzde yüz tutturma gibi bir takıntısı da yok. Yatırımcı şirketler tutturduğu yatırımla kazandığı paranın, tutturamadığı yatırımların kaybettireceğinden kat be kat fazla olacağı bilinciyle hareket ediyorlar. Kısacası her seferinden 1 koyup 2 alamaz ise kendini başarısız görecek tüccara, risk almaktan çekinen yatırımcıya burada yer yok gibi geldi bana. Güzel bir fikrin palazlanıp büyüyebilmesi için gereken destek ne yaptığını bilen yatırımcı firmaların hisse karşılığı sağladığı finansal katkılarla temin ediliyor. Şansa yer bırakmama ilkesiyle tasarlanmış "Startup and Venture Capital" sistemi bir taraftan fikrin sahibini ve dolayısıyla girişimi korurken diğer taraftan da yatırımcıların beklentilerini de korumaya gayret ediyor. Yatırım alan şirketlerin sunulan verilerle şeffaflıkla izlenebildiği bu sistemde her şey mükemmel mi, belki değildir ama bu haliyle bile eksikleri varsa bile yeni bir fikrin aksiyona sonrasında da başarı hikayesine dönüşebilmesi için her türlü alt yapı var edilmiş diyebiliriz.

Her çağda o çağa yön verenler hep ilmin, bilimin peşinden koşanlar olmuş. Bu çağda da başarılı olmak, çağa yön vermek yine ilmin, bilimin peşinden koşanlara nasip oluyor. Her biri alanında dünyanın lider üniversitelerinden olan ilim merkezleri Silikon Vadisi'ne adeta ihtiyaç duyduğu kanı, enerjiyi pompalıyor.Hem üniversitede hoca olup hem de kendi girişim şirketini kurmuş akademisyenler burada daha makbul görülüyor. Üniversitede hayata dokunan, çağa reel katkı sağlayan projeler, fikirler teşvik verilip destekleniyor. Hocalar hem yeni teknoloji şirketlerinin kuruluşuna ilham verecek girişimcileri verdikleri derslerle yetiştirirken bir taraftan da özel sektörle, kamu kurumlarıyla projeler yürütüyorlar. Doktora, yüksek lisans yapmış öğrenciler burada çoğu şirket tarafından pek bir makbul karşılanıyor. Walmart, Facebook, Amazon gibi şirketlerin AR-GE departmanlarında ilgili alanda doktora yapmış çalışanlar istihdam ediliyor.  Üniversiteler çağın sorunlarına dudak uçuklatan bilimsel araştırmalarla katkı sağlamaya çalışırken icat ettikleri her yeni fikrin haklarını tescilleyerek hem kendilerine hem de üniversitelerine maddi kazanımlar sağlıyorlar. Sabırlı insanlar Amerikalılar, yıllarca süren araştırmaların sonuçlarını eğer doğru yönde gittiğine inanıyorlarsa sabırla destekliyor ve bekliyorlar.Üniversiteler apayrı bir yazı konusu olabilir çünkü onların kattıkları değerler, faydalar olmasa diğer faktörlerin tek başına böyle bir başarı hikayesini gerçekleştirmesi imkansız olurdu.  

Pek çok ülke kendi memleketlerinde de böylesi bir havanın soluklandığı teknoloji vadilerini tesis etme hayalinde demiştim. Burayı tam manasıyla anlamadan, başarının ardındaki faktörleri derinlemesine analiz etmeden, güzel bir strateji belirleyip adım adım uygulamadan girişilen her girişim başarısız olmaya mahkûm bence. Başarısız bir taklidini yapmak yerine kayda değer yenilikçi fikirleri sonuna kadar destekleyip bu pazardan dünyaya açılmak bence şu anda en iyi stratejilerden biri olabilir.

Her ne kadar biraz uzunca bir yazı olsa da umarım Silikon Vadisi'ni anlatmak için faydalı bir girizgâh olmuştur. Gelen geri bildirimlere göre sonraki yazılara devam ederiz inşallah.  

En Çok Okunanlar

12 Mayıs 2016
Aramıza Katıl
11 Temmuz 2016
Aydınlı Grup
25 Şubat 2016
CIO Ödülü

Blog Yazarları

Hakan Duran Bilgi İşlem Direktörü
Tuğba Uzüğüten Cacharel Marka Müdürü
Gözde Bohan İnsan Kaynakları Uzmanı
Betül Bitmez Sosyal Medya Uzmanı
Sema Şentürk İnsan Kaynakları Takım Lideri

Blog Arşivi

2017