European Retail Executive Summit İzlenimleri

Hakan Duran
19 Temmuz 2017

Pek çok sektör gibi perakende markalarının da en önemli gündemlerinden biri “Dijital Transformasyon”. Son yıllarda düzenlenen etkinliklerin neredeyse tamamının ana temasını da bu konu oluşturuyor. Gerek donanım gerekse yazılım tarafındaki tüm teknoloji tedarikçilerinin odaklandıkları konu aynı; onlar da bir taraftan çözümlerini bu strateji odağında konumlandırırken, diğer taraftan da öncekinden çok farklı-radikal bir yaklaşımla şirketlerle olan işbirliklerini çok daha farklı bir seviyeye taşımaya gayret ediyorlar.

IDC’nin davetiyle bu sene ilk kez katıldığım etkinlikte de gündem yine aynıydı. Her yıl Avrupa'nın önde gelen perakende şirketlerinin CIO ve CMO'larını ağırlayan European Retail Executive Summit etkinliğine şirketimiz de bu sene danışma kurulu üyesi olarak katıldı. Geniş mağazacılık ağlarıyla uluslararası perakende deneyimine sahip firmaların yöneticileriyle çok faydalı fikir alışverişleri yapma imkânımız oldu. Katılımcı sayısı bilinçli bir şekilde oldukça kısıtlı tutulmuş; akşam yemeğinde, kahvaltıda, çay-kahve arasında, workshop oturumunda, molada yüz yüze geldikçe bir süre sonra tanıdık hale gelen simalarla daha yakın, sıcak ve verimli bir paylaşım ortamı oluştuğunu gördüm. Etkinliği organize eden IDC Central Europe yetkilileri gerçekten güzel bir organizasyon yapmışlar.

Yapılan paylaşımlarda en öne çıkan konulardan biri dijital dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği idi. Bilemiyorum meslektaşlarım şimdi paylaşacağım hissiyata ne kadar katılırlar ama ben gün geçtikçe işimizin çok daha zorlaştığını, hatta bir süre sonra geride kalanlarımızın bir var olma mücadelesi vereceklerini düşünmeye başladım. Bir yol ayrımında olduğumuzu düşünüyorum: ya tamamen teknoloji orjinli bir yaklaşım sergileyip bahsedilen bu dönüşüm yolculuğunun bir neferi-parçası olacağız ya da teknoloji deneyimi ve birikimimizle dijital dönüşüme yön verenlerden biri olacağız. Eski kafa yapımızla başa çıkamayacağız bir dönemi yaşamaya başladık, günler geçtikçe tesirlerini daha da çok hissedeceğiz ve mücadele çok daha fazla zorlaşacak. Bugüne kadar teknolojiyi daha çok şirketlerimizde işi kolaylaştırmak ve ona değer katmak için kullanılan bir araç olarak görme eğilimindeydik. Yeni dönemde ise en büyük sınavı teknolojiyi kullanarak var olan kalıpları yıkan, yepyeni iş modellerini ve en iyi değer önermesini (value proposition) sunan sonuçlar elde etmek hususunda vereceğiz.

Yıkıcı teknoloji (disruptive technology) terimi de bu nedenle son dönemin en popüler konularından biri. Etkinliğe katılan yaklaşık 40 üst düzey perakende yöneticisi de bir çalışma grubu oturumunda perakende sektörü için en iyi değer önermesini sunmak, iş modellerini sarsacak yıkıcı teknolojiyi arkasına almış yepyeni bir start-up fikrini ortaya koymak için yarıştı. Farklı sektörlerdeki üç şirketin (Amazon, Nike, Sainsbury) CEO'sunu temsil eden jüri üyelerini 3 dk'lık pitch formatındaki sunumlarla en iyi yatırım yapılacak start-up şirketi olduklarına ikna etmeye çalıştılar. Sıra dışı, mevcut varsayımları, kısıtları, kabulleri yıkan bir iş modelini sunabilmek yeni dönemin en önemli hedeflerinden biri, sanırım bu nedenle bu yetkinlik setine vurgu yapmak için etkinliğin önemli başlıklarından biri de bu çalışma gruplarıydı.

Katıldığım oturumlarda neler konuşuldu, hangi deneyimler- değerlendirmeler dile getirildi belki faydalı olabilir düşüncesiyle paylaşmak istiyorum, yorumlarıyla katkıda bulunanlar olursa memnun olurum:

  • Etkinliğe katılan yöneticilerin pek çoğu odağına hızı ve çevikliği koymuş start-up'lar ile halihazırdaki BT Yönetişim (IT Governance) prensiplerini ve politikalarını dikkate alarak kurduğumuz kurumsal alt yapılarla ve mevcut organizasyonel yapılanmayla mücadele edemeyiz fikrinde birleşti.
  • Bu yeni döneme hazır olmak için hem teknolojik alt yapının hem de organizasyonun yeni bir stratejiyle genetik kodlarının düzenlenmesi gerektiği de en çok konuşulan gündemlerden biriydi.
  • Yöneticilerden pek çoğu son teknolojiyi odağına alan çözümler geliştirseler de sahada istedikleri değeri elde edemediklerinden dert yandılar. Bunun önüne geçmek için teknoloji ekipleriyle diğer iş birimlerinin ortak bir strateji ve inançla bu dönüşüme odaklanmaları gerektiği üzerinde duruldu.
  • Katıldığım workshop'lardan birinde bir yönetici çok büyük emek ve büyük beklentilerle en son teknolojiyi kullanarak oluşturdukları analitik alt yapıların iş birimleri tarafından hiç kullanılmadığı için istedikleri gibi bir değer ortaya koymadığından dert yandı.
  • ERP, CRM gibi ana sistemlere büyük yatırımlar yaptıklarını söyleyen bir firma bütün bu yatırımlara rağmen tedarikçilerle, online pazarlarla dinamik, senkronize ve verimli bir tedarik-satış ağı tesis edemediklerini aktardı. Bu noktada kendi görüşümü de paylaşmak isterim: "Nihai tüketici ile üretici arasındaki tedarik-satış zincirinin optimizasyonu en önemli farklılaşma, rakiplerin önüne geçme yetkinliklerinden biri olacak. Uçtan uca bu zinciri hızlı, etkin ve verimli çalışan entegrasyon alt yapılarıyla donatabilecek bilgi teknolojisi deneyimine, birikimine bir başka deyişle insan gücüne sahip olan firmalar öne çıkacaklar"
  • Katılanların önemli bir kısmı milyon dolarlık yatırımlara rağmen işletmelerinde veri paylaşımı ve alışverişinin halen Excel dosyaları üzerinden yürümesinden dert yandılar.
  • Süslü-fantastik teknolojinin peşine düşmek yerine öncelikle asıl iş ihtiyacına, müşteri deneyimine odaklanmak gerektiği üzerinde duruldu.
  • Uluslarası perakende deneyimine sahip firmalar işi oldukça zorlaştıran yerel mevzuatların ve teknolojik alt yapı yetersizliklerinin bu dönüşüm yolculuğunu nasıl zorlaştırdığını anlattılar.
  • Müşteriye hem mağazada hem de diğer satış kanallarında farklı bir deneyim yaşatmak isteyen perakende yöneticilerinin cognitive, predictive marketing, data-driven marketing konuları önemli gündemlerinden biri oldu. Fakat açıkçası işleyen, sonuç alan, işe değer katan çok fazla paylaşım olmadı. Çok gündemlerimizi teşkil ediyor olsa da hayata geçirmekte ciddi manada zorlanıldığı değerlendirildi. Katıldığım bir workshop'da ve panelde kendi deneyimimizi paylaşma imkânım oldu. "Omnichannel Experience ve Data Driven Marketing" tarafındaki deneyimimiz ve elde ettiğimiz kazanımlar oldukça ilgi çekti.
  • Etkinliğe çok az sayıda tedarikçi de davet edilmişti, alanının önde gelen teknoloji şirketlerinden olan bu firmalar dijital dönüşümde artık farklı bir yaklaşımla değer oluşturma ekseninde üst düzey stratejik iş birliklerine odaklandıklarını aktardılar. Hazır çözümler sunmak yerine ilgili işletme için en iyi değeri sağlayacak çözümleri birlikte geliştirme (co-creation) stratejisini benimsediklerini paylaştılar. Bir başka deyişle dijital dönüşüm için eko sistemlerini açmaya, üst düzey işbirliklerine hazır olduklarını belirttiler.  

Etkinlikte konuşulanlardan öne çıkanları paylaşmaya çalıştım. 2 gün boyunca konuşulanları kısa bir yazıya sığdırmaya çalıştım ama ancak bu kadar oldu :) Biraz okuması zahmetli olsa da umarım diğer perakende sektöründe çalışan meslektaşlarımız için de faydalı olur. 

Blog Yazarları

Hakan Duran Bilgi İşlem Direktörü
Tuğba Uzüğüten Cacharel Marka Müdürü
Gözde Bohan İnsan Kaynakları Uzmanı
Sema Şentürk İnsan Kaynakları Takım Lideri